www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al nafri nin dünyası - Blogcu



nafri nin dünyası

  • 14/4/2007 - havadar manzaralı
  •  

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/4/2007 - bisikletleeeer
  • Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/4/2007 - SEVGİ ZEKASI
  • Bozdağ'ın Eserleri › Sevgi Zekası (Yeni)
    Sevgi Zekası piyasada..
     
    Muhammed Bozdağ'dan beklenen kitap Yakamoz yayınlarından çıktı.. Ruhsal Zeka kitabı tadında, çok özel dugyular yaşatacak farklı bir kitap... 300 sayfa.
                 Sevgi Zekasının Arka kapağından...

    Güzellik, huzur, kazanım ve onur gönlünüzden doğarak yeşerir. Gayretin,  başarma ve paylaşma tutkusunun ardında, sevgiden değerli gerekçe gösterilemez.  Anne-baba, eş-çocuk, öz-benlik, kazanım, bitki, hayvan, arkadaş, vatan-millet ve dini değerleriniz sevginize muhtaç.

    Dünyadan götürüldüğünüz gün, dostlarınız ardınızdan nasıl bakacak? Bu sabah ne kadar güzel bir güne doğduğunuzun farkında mıydınız? Herkes herkesi unutabilir de, sadece anne baba evladını sayıklar. Yıllar geçti de, annemiz sadece veren el, bizler sadece alan el olduk.

    Başarı, hayatta huzur ve ilişkilerde dengedir. Sevgi, acıları bile tatlandırır; nefret, zevkleri bile acılandırır. Her büyük insan, evrensel bakabilen bir gönül geliştirmiştir.

    İnsanlar dünyaya nur yüzlü, melek ruhlu geldiler. İlahi zamanlamaya güvenen her fidanın meyve vereceği gün gelecektir.

    Elinizde, eserleri yarım milyondan fazla satan bir yazarın kitabını tutuyorsunuz. Sevgi Zekâsı, evrensel sevgiyi tüm yönleriyle anlatan ilk kitaptır. Bu yeni yaklaşımla tanışma fırsatını kaçırmayın.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/4/2007 - Düşün ve Başarın Bölüm Özetleri
  • Düşün ve Başarın Bölüm Özetleri
     

    Başarının olmazsa olmaz kuralı "yapmak"tır. Yapmayı anlamlı kılan bir kural vardır: Bitirmek. Bitmeyen iş yapılmamış iş gibidir. Hepimiz yüzlerce defa teşebbüste bulunduk. Aramızda binlerce insan başarının tam ucundadır. Sadece birazcık daha ısrar etmeye ihtiyacımız var.
    Düşün ve Başarın Bölüm Özetleri
    Büyük Düşünmek

    Düşünceler eylemlere yol açarlar. Eylemler alışkanlıkların nedenidir. Alışkanlıklarımız bizim karakterimizi, kişiliğimizi belirler. Karakterimiz ise hayatımızı örgüleyen en önemli nedendir. Herkes yürüdüğü yolun sonunda var olana ulaşır. Tırmandığınız merdivene bakarak sonunda nereye yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. Dolaysıyla büyük sonuca giden yol büyük düşünceden başlar.

    "Büyük Düşünmenin Büyüsü" isimli kitabında Dr. David J. Schwartz ilginç bir tespiti aktarıyor. Amerika'da büyük bir şirketin işe alma bölümüne başvuranların durumu çok çarpıcıdır. Şirketin yılda 10 bin dolar ödediği işlere başvuranların sayısı, yılda 50 bin dolar ödenen işlere başvuranların sayısından 50 ile 250 kat fazlaymış. İnsanların çoğu daha ucuz işlere başvuruyorlar. Bunun anlamı açık: Yola yüksekten başlamaya cesaret edemiyoruz.

    Hedef Belirlemek

    "Nereye gideceğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir." Hangi yönde nereye kadar gidiyoruz? Tam olarak ne istediğinizi bilirseniz, çevrenizdeki güçler size nasıl yardımcı olacaklarını bilirler. Zihninize ne yapmak istediğinizi söylerseniz onu yapmak için çalışır.

    "Nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiç bir rüzgar fayda vermez." sözü hedefsizliğin gerçek sonucunu ortaya koyuyor. Ne yapmak istediğinizi bilmiyorsunuz, ama çevrenizde binlerce fırsat rüzgarı uçuşmaya devam ediyor. Hedefiniz yoksa fırsatları nasıl kullanacağınızı, yelkenlerinizi ne şekilde ayarlayacağınızı bilemezsiniz.

    Kendilerini başarısızlığa mahkum edenler hedefi, zihinde dolaşıp duran hayallerle karıştırırlar. İsteklerin, dileklerin hedef olduğunu sanırlar. Sonuçta hedefsizliklerini değil de talihsizliklerini suçlarlar. Onlara, isteseler neler yapabileceklerini söyleseniz, inandıramazsınız. Büyük işler başaranların, bunu sadece hedeflerine borçlu oldukları konusunda ikna olmazlar.

    Hedef sahibi olduğunuzda tüm duruşunuz hedefinize hizmet edecektir. Geçen tüm saniyelerinizde zihniniz hedef üzerinde düşünecek, konuşmalarınızı, ilginizi ve öğreniminizi hedefiniz belirleyecektir. Böylece dikilen bir ağacın beslenerek büyümesi gibi, hedeflerle dolu bir zihinde yaşatılan arzular içten içe inşa olmaya ve yeşermeye devam edecektir.             

    Yöntem Belirlemek

    Nasıl yapılabileceğini bilseydiniz okuduğunuz kitabı yazabilirdiniz. "Nasıl?" sorusuna cevap verseydiniz mevcut arzularınız sizi çoktan kendilerine kavuşturmuş olurdu. Yöntemini keşfetmediğiniz iş, alsa yapamayacağınız iştir.

    Yöntem belirlerken üç farklı alan üzerinde çalışacaksınız: Yeterli bilgi toplamak, hedefi kesinleştirmek ve hedefi planlamak. Yeterince bilginiz yoksa nasıl yapacağınızı bilmeyeceksiniz. Hedefiniz kesin değilse tam olarak onu yapamayacaksınız. Belirsiz hedefler arasında dolaşıp duracaksınız. Hedefinizi planlamamışsanız merdiveni adım adım çıkamazsınız. Gittiğiniz yolu kontrol edemezsiniz. Bir adımı ihmal etmek tüm adımların boşa çıkmasına neden olur. Binanızın direkleri ne kadar güçlü olursa olsun, temel zayıfsa binanız çökmeye mahkumdur.

    Kesin hedefin gerçekleşme ihtimali bulanık hedefe göre en az yüz defa daha fazladır. Kesin olmayan hedef, uğrundaki binlerce saatlik emeği boşa çıkarır. Çoğumuzun başaramama nedeni hedefsizliğimiz değil, ama hedefimizin bulanıklığıdır. Kesinlik: Tam olarak neyi, tam olarak nasıl, tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak istiyorsunuz? İçlerinde bu sorulara cevap bulmadığınız hedefler uğrunda boşuna ömrünüzü tüketir misiniz?

    Şiddetli İstemek

    Başarmak üretmektir. Üretmiyorsanız başarılı olamazsınız. Her başarının içinde, var olmanın ayrı bir hikayesi yer alır. Tüm başarıların ortak bir özelliği, içlerinde güçlü arzu barındırmalarıdır. Başarı büyükse ona yol açan arzu da büyüktür. Ne kadar başarılıysanız o kadar arzulusunuz.

    Herkeste var olan sıradan arzulardan söz etmiyorum. İstemekten, dilemekten, basitçe ümit etmekten söz etmiyorum. Üzgünüm: Sözünü ettiğim arzuyu ifade edecek başka bir kelime de bulamıyorum. Burada herkesin bildiği arzudan değil, çok az insanın bildiği arzudan söz ediyorum.

    Kainattaki tüm güç ilişkileri arzu kanuna dayanır. Arzu, manevi gücün doğduğu kaynaktır. Ne kadar çok arzuya sahip olursanız o kadar güçlü olursunuz. Yani arzu ne kadar şiddetli ise sonuç o kadar güçlüdür. Bir Batılı düşünür şöyle der: "Duygularınızın şiddetini bilseydim gelecekte atacağınız adımların büyüklüğünü söyleyebilirdim." Arzu duygudur ve tüm duygular arzu duygusunda birleşirler. Arzu, yerine göre sevgi olur, yerine göre nefret olur. Tüm duygular arzulamakla arzulamamak arasındaki çizgi üzerinde dizilirler. 

    Cesaretli Olmak

    Cesaretiniz varsa izlerinizi uzaklara taşırsınız. Var olmamız cesaretimize bağlı. Cesaretiniz varsa herkes sizin var olduğunuzu bilir. Sizi insanların dünyasına sadece cesaretiniz taşır. Cesaretiniz yoksa kendi iç dünyanıza hapis olmaya mahkumsunuz.

    Katıldığınız bir toplantıda aklınızda kimlerin kalacağına dikkat edin: Kürsüde konuşanlar. Sonra da kalabalık arasında ayağa kalkıp yüksek sesle soru soranlar. Üzerinden koşarak geçtiğiniz vadide, kokularını gizleyen çiçekler dikkatinizi çekmeyecektir. Korku içinizdeki güzellikleri karadelikler gibi yutar, yok eder.

    Cesaret gösterebilenler risk üstlenmeye hazır olanlardır.

    Şurası kesin: Risk ve sorumluluk üstlenmeyen hiç kimse başarılı olamamıştır. Alışkın olduğunuz hayat size risksiz gelebilir. Aslında rahatlık içerisinde daha büyük riskler vardır. Çoğu insan sineğin ısırmasından kaçarken akreplere yem olur. Bizde "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak" sözüyle kast edilen budur. Değişmekten korkuyorsanız riskten kaçıyorsunuz. Değişmezseniz gelişmezsiniz. Yanlış yapma riskini göze alamazsanız doğru yapma cesaretini gösteremezsiniz.

    Hemen Yapmak

    Hemen yapan, bulunduğu an içinde yapılabilecek olan bir iş arar. Bu sayede güçlü birer gözlemci olur. Ankara'da bir ay boyunca Hızlı ve Etkin Okuma seminerlerine katılan öğrenci arkadaşlara, bulundukları salonun duvarlarında kaç tane tablo asılı olduğunu sordum. Altı tane tablodan kimi üçünü, kimi dördünü fark edebilmişti. Bir ay boyunca oturduğumuz salonun duvarlarındaki resimleri fark edememek ne demektir? Kaderimiz harika fırsatları her gün çevremizde uçuşturuyor. Onlardan hiç olmazsa birini keşfedebilmek dikkatli olmamız sayesinde mümkün. Dikkatli olan insan yapacak hiçbir işi kalmadığında, Barış Manço gibi duvarlarındaki tabloların tozlarını alır, resimlerin yerlerini değiştirir. Zihnimiz kuşların bedenleri gibi hareketli olmalıdır.

    İniş çıkışlarla dolu bir hayatta yaşadığımızı biliyoruz. Boğuştuğumuz sorunların biteceği bir günü bekleyerek ömrümüzü tüketirsek hiçbir sorunu çözemeyiz. Çok ilginç: Acılarımızdan kurtulacağımız günü bekliyoruz, ama beklemekle hiçbir şeyin değişmeyeceğini de biliyoruz.

    Şimdiyi Yaşamak

    Tabiatın tüm varlığı şu anda içinde bulunduğu durumdur: Geçmiş yok olmuştur. Yüz yıl önceki ormanlar şimdi yoktur artık. Yüz yıl sonra sokakların nasıl bir şekil alacağını da bilmiyoruz.

    Varlık geçmişten geleceğe uzanan uzun bir yol üzerinde seyreder. Bu yol üzerinde canlı ve cansız varlıklar gözükür, arz-ı endam ederler; sonra kaybolurlar. Her varlığa bu uzun yolda biçilen bir hayat süresi vardır. Dünya dört milyon yıldan fazla bir süredir var. Bu akış içerisinde bir çekirge varlığa koşar; bir mevsim boyunca en iyi nağmelerini sunar tabiata, sonra göçüp gider. Yakamozlar gibidir hayat. Zamanı hızlandırsaydık, gelenlerin gidişinin su üzerinde parlayan ışık yansımaları kadar hızlı olduğunu anlardık. Varlığa çıkış o andır. Damlada parlayan ışık gibi, kainatta bir an görünüp kaybolacağınızı hayal edin. Ne yapardınız? O saniyecik içerisinde tüm kâinatı tanımak, her şeyi tam o anda yaşamak istemez miydiniz?

    Aslında ne kadar yaşarsa yaşasın, her şey böylesine bir çırpıda çıkar hayata ve sonra kaybolur. İnsanın yaratılışını düşünün: Bir hücre yaratılır. Bir saniye geçer, yok olur, bölünür; yerine iki tane hücre yaratılır. Yok olan bir hücre var olan iki hücrenin çekirdeği olmuştur. Bazı bakteriler de bir saniye yaşayıp, yerlerine yenilerini bırakarak ayrılırlar bu hayattan. Tüm varlık aynı süreci yaşar. Bitki ölür, yeni mevsimde yavrularına kaynaklık yapacak tohumlarını bırakır. Bir örümcek ölür, bedeni onun yerine gönderilen yüzlerce yavrusuna besin olur. İnsan ayrılır yeryüzünden, bedeni bir çiçeğin vücudunda dirilir. Ruh büyük diriliş gününde, yeni bedeninin çekirdeği olmak için ebedi alemin açılacağı dört mevsimi bekler.            

    Mazeretlerden Kurtulmak

    Kaderin karıncaların karşısına çıkardığı zorluklar bizim karşımıza çıkardığı zorluklardan küçük değildir. Her yağmurda evleri başlarına yıkılan karıncalar vazgeçmezken biz hangi deprem yüzünden vazgeçeceğiz? Yükselmek istiyorsak, bunu başarmak bizim elimizde. Alçaklara inmeyi de biz başarırız. Hem de ne maharetle...

    Başaranların hiçbir bahanesi yoktur. Bahanenin "var" olduğu yerde başarı "yok" olmaya mahkumdur. Hiç kimse bahaneyle birlikte yükselmeye devam edemez. Çünkü bahane bulduğumuz anda teslim oluruz. Bahane varsa mücadele yoktur. Bahane bulursanız en küçük başarılarınızı bile yok edebilirsiniz.

    Cesaretle üzerine gittiğiniz korku, korku içinde sizden kaçacaktır. Kendisinden kaçtığınız cesaret, cesaretle özerinize korku salacaktır. Hendeklerin üzerinden atlayamayan develer dağları zapt eden komutanların bineği olarak ün salmamıştır. Yüksekten korkan uçamaz, kılıçtan korkan galip gelemez. Ölmekten korkan yaşayamaz. Hastalığa göğüs geremeyen sağlığın huzurunu yaşayamaz. Şimdi dağlarda yuva yapan kartallar bir zamanlar oraya "uçma" zahmetine katlanmışlardı. Dağlara çıkmak için en azından taşların üzerinde yürümeye mahkumuz.

    Eseri Tamamlamak
    Pek çok insan hayatında devrim yapacak bir sıçrayışın

    tam ucuna gelir. Birazcık daha dayansa kendisini zirvede bulacaktır. Ama tırmanmayı bırakır. Bir adım daha atamamak, atılan binlerce adımın yok olmasına neden olur.

    Başarının olmazsa olmaz kuralı "yapmak"tır. Yapmayı anlamlı kılan bir kural vardır: Bitirmek. Bitmeyen iş yapılmamış iş gibidir. Hepimiz yüzlerce defa teşebbüste bulunduk. Aramızda binlerce insan başarının tam ucundadır. Sadece birazcık daha ısrar etmeye ihtiyacımız var.

    Zaten çalışmıyor musunuz? Zaten hayatın yükü omuzlarınızı ezmiyor mu? Zaten büyük çabalar içinde değil misiniz? Bir tek fark yapacaksanız hayatınızda. Bu fark tüm hayatınızı farklılaştıracak. Bu fark sayesinde sandığınızdan daha güçlü olduğunuzu göreceksiniz. Devleşmiş insanlar gibi dahileşebileceğinizi anlayacaksınız: Bitirmek. Başladığınız bir işi bitirinceye kadar devam etmek; başarı budur

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/4/2007 - Düzenli yürüyüşün 24 faydası
  • Düzenli yürüyüşün 24 faydası
     
    10 Şubat 2007

    Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu, egzersiz yapmak isteyenler için hazırladıkları el kitabında yürüyüş yapmanın faydalarını 24 madde halinde sıraladı.
    Buna göre;
    • Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
    • 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
    • Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
    • Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüşler yapılmamalı.
    • Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
    • İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
    • Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
    • Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.
    • KAZANÇLAR
    • Bu prensiplere bağlı kalınarak uygulanan yürüyüş programlarının kazançları ise şöyle sıralanıyor:
    • Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
    • Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
    • Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
    • Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
    • Kan basıncını düzenler.
    • Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
    • Şişmanlık riskini azaltır.
    • Sindirimi kolaylaştırır.
    • Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
    • Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
    • Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
    • Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
    • Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
    • Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
    • HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
    • Koordinasyona olumlu etki yapar.
    • Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
    • Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
    • Dayanıklılığı artırır.
    • Yorgunluk duyumunu engeller.
    • Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
    • Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
    • Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
    • Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.
    Bu yazı 191 defa okunmuştur.
    Arkadaşına Gönder Yazdır

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/4/2007 - İstemenin esrarı: içtenlikten, ruhanîler yaratılır
  • İstemenin esrarı: içtenlikten, ruhanîler yaratılır
     

    Dualarımızla yaratılan ruhanîlerin bazıları bizi korumakla görevlendirilirler. Pek çok insan, yüzde yüz öldürücü bir tehlikeden, kimilerine göre şans eseri; oysa, gerçekte o andaki içten duadan doğan ruhanî varlığın vesilesiyle kurtarılmıştır.
    Dr. Muhammed Bozdağ (c) Yetenek.Com

    İstemenin esrarı: içtenlikten, ruhanîler yaratılır
    YARATICIMIZ, somut veya soyut her olgu türünden bilinçli canlılar yaratır. Dua ve istekler de ruhanî canlılara vasıta yapılan olgular arasındadır. İçtenlikli dualarınız, ruhunuzdan canlı ve bilinçli çıkarak evrene yayılırlar.
    Sözler’de açıklandığı üzere, Evrenin Sahibi, topraktan, taştan, sudan ve havadan çeşitli cisimsel canlılıklar yarattığı gibi; ışık, karanlık ve elektrik gibi, yarı soyut yapılardan da bilinçli varlıklar yaratmıştır. Dahası, tamamen soyut olan sesten, anlamlardan ve kelimelerden de canlılar meydana getirmiştir.2 İnsanın içtenliği ve temiz niyeti, söylediği hayırlı sözlerin havadaki kopyaları adedince canlanmasına vesile edilmektedir.3
    Evrende bedenlerden bedenler yaratıldığı gibi, ruhlardan da ruhlar yaratılıyor. Evrene serpilen pek çok ruhsal beden, içtenlikle dua eden kalplerden çıkmışlardır. Keskin içtenliklerle dua eden insanların kalplerinden çıkan anlamlar, ruhlara dönüştürülerek yaşayacaklar ve sahipleri adına içeriklerini tekrarlayacaklardır. Bir bağışlanma dileği canlanarak, sahibi yerine bağışlanma dilemeyi sürdürecektir. İlim öğrenme arzusu ise, sahibi adına ilim istemeye devam edecektir.
    İnsanlara cennete çok ağaç dikmelerini öğütleyen İslam Peygamberi(asm) “Güç ve kuvvet Allah’tandır” sözünün, cennetin ağaçlarından olduğunu söylüyor.4 Bu ve benzeri sözlerden anlıyoruz ki, içten dualar ve iyi sözler, inanan insanlar için cennette saraylara, vadilere, nehirlere ve güzelliklere dönüştürülüyor. Herkesin, hayatın sonsuz tarafındaki kişisel cenneti, dünyadaki eylemlerinin ve dileklerinin karşılığı olarak inşa ediliyor.
    İnsanların içten dualarından melek benzeri ruhanîler yaratıldığı gibi,5 meleklerin dualarından da nuranî varlıklar yaratılır. İslam Peygamberi (asm) “Cennet hurileri, meleklerin tespihinden (Yaratıcıyı anmalarından) yaratılmışlardır”6 demiştir.
    İçten ve temiz ruhlu insanlar ruhsal evrene serpilen soyut hayatlara vesile ediliyorlar. Tıpkı melekler gibi, istiyorsunuz, içtenlikle yalvarıyorsunuz ve tüm içtenliğiniz, sonsuz evrende ruhsal canlılıklara dönüşüyor. Cennette her şey hayatlıdır ve o hayatların bir bölümünün ardında, dünyadaki saniyeleriniz boyunca kalbinizden geçirdiğiniz duaları ve yalvarışları bulacaksınız.
    Rivayetlerde denir ki, Evrenin Sahibi önce İslam Peygamberinin(asm) ruhsal ışığını yaratmıştır. O ışığın sonsuzluk isteyeceğini bilen Yaratıcı, isteğini peşinen kabul ederek evrene vücut vermiştir. Evreni kuşatan ruhsal heyecan, birbirini çılgınca takip eden ruhsal heyecanların vücutlarına aracı yapılıyor. Evren genişliyor; yaratılış inanılmaz bir çoklukta zenginleştiriliyor.
    Dualarımızla yaratılan ruhanîlerin bazıları bizi korumakla görevlendirilirler. Pek çok insan, yüzde yüz öldürücü bir tehlikeden, kimilerine göre şans eseri; oysa, gerçekte o andaki içten duadan doğan ruhanî varlığın eliyle kurtarılmıştır. Gazete sayfaları, yüksek binalardan düştüğü halde burnu kanamayan, çarpışarak ezilen arabalardan küçük sıyrıklarla çıkabilen pek çok insanın inanılmaz hikâyeleriyle doludur.
    Uçuruma yuvarlanan bir otobüsteki biri hariç tüm yolcular ölmüş; ama, yolculardan bir kadın kendini yolun kenarında sapasağlam otururken bulmuştu. Her gün okuduğu duasını üzerinde taşıyan bir öğretmen, açık alanda teröristlerin çapraz ateşleri arasında kalmıştı.7 Kurşun yağmurlarından isabet almadığını fark etmiş; sonunda, silahları tutukluk yapan teröristleri de teslim almıştı.
    Kalp gözü açılmış alimlerden Muhyiddin Arabî, gençliğinde yaşadığı ilginç bir hikâyesini anlatır. Arabî, bir gemide, geceyi sarsan şiddetli dalgalar üzerinde yolculuk yaparken, güvertede oturan bir yolcunun dengesini kaybedip denize düştüğünü gördü.
    Gördüğünden irkilerek “eyvah, düştü” derken, düşen yolcunun hayalî bir vücut tarafından güverteye çıkarıldığını fark etti. Derhal, bedeninden deniz suları süzülen adamın yanına koştu ve neler olduğunu sordu.
    Şaşkın yolcu hikâyesini şöyle anlattı: Şiddetli dalga kendisini yerinden denize fırlattığı anda, Evrenin Sahibini düşündü. O çaresizlikte, kendisini ancak, hükmü karanlık geceye ve dalgalı denize geçebilen Sınırsız Yaratıcının kurtarabileceğini hissetti. Tüm içtenliğiyle O’nun takdirine teslim olarak “Bu, sınırsız şeref sahibi ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir”8 ayetini okudu.
    Denize düştüğü o anda, aniden ruhsal bir varlık kendisini yakalayarak güverteye geri çıkardı. Sonra da kendisine “biraz önce okuduğu ayetin anlamı olduğunu; Yaratıcının emriyle bedenlenerek, kendisini kurtarması emrini aldığını” ifade etti ve kayboldu.
    Olayı anlatan Arabî, tam samimi bir niyetle ve içten yapılmayan duaların eksik vücutla ortaya çıkacaklarını belirtmektedir. İhlaslı duaların ise canlanarak, istenilen şeyi yapacaklarını söylemektedir.9
    Şu halde, ne istediğimize dikkat edeceğiz. Zararlı ve yıkıcı isteklerin peşinden mi koşuyoruz? Yoksa iyiliğin ve ışığın ardından mı ilerliyoruz? İsteklerimize hızla ulaşmayı diliyorsak, ne denli içten olabildiğimize bakacağız. Yeryüzünde duası çok ve içtenliği yüksek insan kadar bereketli bir ağaç dikilmemiştir.
    1 Bu yazı yazarın Nesil Yayınları’ndan son çıkan “İstemenin Esrarı” isimli eserinden alıntılanmıştır.
    2 Bkz. Risale-i Nur, Sözler, 29. Söz., s.474-476
    3 Bkz. Risale-i Nur, Lem’alar, 25. Lem’a, 3. Sebep
    4 Câmiü’s-Sağir, Hadis No. 1413. İfadenin Arapçası şöyledir: “La havle vela kuvvete illa billah”
    5 Bu anlamın desteklenmesi açısından örneğin bir hadiste, Peygamberin, (asm) Haşr Suresi’nin son üç ayetinin sabahleyin okunması halinde Allah’ın 70 bin melek görevlendireceği ve akşama kadar, okuyanın bağışlanmasını dileyeceklerini söylediği belirtilir. Bkz. Şerhli Büyük Dua Mecmuası, Bütün Kitapevi, İstanbul, 1965 s.21
    6 Câmiü’s-Sağir, Hadis No. 3855
    7 Öğretmen, söz konusu duanın Cevşen Duası olduğunu söylemiştir.
    8 Kur’an; 6,96. Arapçası: “Zalike takdiyrul azizil aliym”
    9 Nakleden, Şemsettin Yeşil, Kitab-üd Dua ve Ed’iye-i Me’sure, İstanbul, 1987, s.13-15

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/4/2007 - DİKKAT EKSİKLİĞİ
  • Dikkat eksikliği nedir?
     
    Dikkat Eksikliği Sendromu olan bütün çocuklar, dikkatlerini yoğunlaştırmakta ve başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar.
    DİKKAT EKSİĞİ SENDROMU NEDİR?
     
    Çocuğun, yaşamının her anını etkileyen nörobiyolojik bir bozukluktur.

    -Kimlerde görülür?
    -Çocukların %5 inde. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3 kez daha fazla. Her sınıfta ortalama bir ya da iki öğrencide

    -Yeni bir buluş mudur?
    -Hayır. Değişik isimlerle anılmakla birlikte, 1900 lü yılların başlarından beri tanınan bir sendromdur. Günümüzde yaygın olan adları, Dikkat Eksikliği Sendromu ve Dikkat Eksikliği Sendromu ile Hiperaktivite Sendromudur.

    -Sorun nedir?
    -Dikkati, tek bir noktaya odaklayamamak ve organize olamamak.

    -Bu sendromun tıbbi bir açıklaması var mıdır?
    -Evet. Dikkat Eksikliği Sendromu olan ve olmayan bireylerin beyinlerinin kimyasal metabolizmaları arasında farklılıklar saptanmıştır.

    -Nedeni nedir?
    -Tek bir nedeni yoktur. Konsantrasyonu sağlamak için milyonlarca beyin hücresi birarada çalışırlar.

    -Neden olmayan nedir?
    -Şeker ve diğer gıdalar Alerjiler Anne babaların yetiştirme tarzları.
    Çocuğumda Dikkat Eksikliği Sendromu varsa bunu nasıl anlarım?

    Dikkat Eksikliği Sendromu, her çocukta kendisini değişik olarak gösterir.

    Dikkat Eksikliği Sendromu olan bütün çocuklar, dikkatlerini yoğunlaştırmakta ve başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar. Bu zorluğun yoğunluğu çocuklar arası değişiklik gösterir. Ders dinlemenin ve yazıları tamamlamanın gerekli olduğu okul hayatında sorunlar başgösterir. Okul ödevleri yapılmaz ya da tamamlanmaz. Dinlemekte ya da direktiflere uymakta zorluk yaşanır. Çevredeki en ufak olaylarla ya da kendi düşünceleri ile kolayca dikkati dağılır.

    -Nasıl emin olabilirim?
    -Bu sendrom için ne tıbbi, ne nörolojik, ne de psikolojik tek bir test vardır. Dikkat Eksikliği Senromu olan çocukların %30 unda hiperaktivite yoktur. Onların ana sorunu dikkatlerini toplayamamak ve konsantre olamamaktır. Genellikle "uyurgezer" görünümünde, sessiz, uyuşuk ve aşırı duygusaldırlar. Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocukların çoğu ise hiperaktif, düşüncesizce davranan ve organize olamayan bireylerdir. Genellikle, sürekli kıpırdanırlar ve vücutlerinin bir parçası sürekli hareket halindedir. Bir yerde oturamazlar. Eşyalarını unuturlar ve kaybederler. Başladıkları işi bitirmeden bir diğerine başlarlar. Müdaheleci ve rahatsız edicidirler. Sıra bekleyemezler. Cevapları soruları beklemeden ağızlarından kaçırırlar. Düşünmeden tehlikeye atılırlar. Normal faaliyetleri "sıkıcı" bulurlar.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 12/4/2007 - RUHSAL ZEKA
  • Bozdağ'ın Eserleri › Ruhsal Zeka
    Ruhsal Zekada Anlam Analizleri
    19 Temmuz 2006

    Okul arkadaşı bilmediği konuda yardım ister; aşırı işleri olduğunu uydurarak kabul etmez; oysa uzanıp TV izleyecektir. Gece su kesilir ve evi sular basar. Üşendiği için yardım etmemenin bedeli, uydurduğu gerekçeye uygun bir problem olmuştur.
    Ruhsal Zekada Anlam Analizleri
    Ruhsal Zekanın özelikle son bölümünde önemli anlam analizleri bulacaksınız. İki küçük bölümü buradan okuyabilirsiniz.
    Anlam Analizleri
    Yaratıcımızın bizden ne istediğini anlam analizleriyle çözümleyebiliriz. Şans neden yüzünüze gülüyor veya neden hep kaybediyorsunuz?
    Neden engelleniyoruz? Aslında engelleniyor muyuz? Neden başarmakta zorlanıyoruz? Aslında zorlanıyor muyuz?
    Koruyucu Kader Müdahaleleri
    Bazı amaçlarımıza ulaşamamamız korunmamızdan kaynaklanabilir. Başarsaydık çok aleyhimize olacaktı: Satın aldığımız ev başımıza yıkılacaktı, seçilseydik milletimize ihanet edecektik. Eseflendiğimiz kimi engeller bizi kuşatan koruyucu meleklerden ibarettir.
    Musa Peygamber (as) Tur dağına ibadete giderken, vücudunu kumlarla gizleyen bir adamla karşılaşır. Fakir adam, Musa(as)’dan Allah’ın kendisine elbise vermesi için dua etmesini ister. Peygamber(as) geri döndüğünde aldığı ilahi cevabı aktarır: “Haline şükret.”
    Adam, iyilik isteyen bir kişidir; ama aynı anda bozgunculuğa eğilimli bir kişilik geliştirmiştir. Kendini tanıyıp bozgunculuğuyla savaşsaydı, toplum içine çıkacak elbise alabilirdi. Kaderinin onu elbisesiz bırakarak bozgunculuktan alıkoyduğunun farkında değil…
    Cevaba öfkelenen adam, “Allah bana elbise vermiş mi de şükredeyim!” der. Oracıkta şiddetli bir fırtına kopar; kumlar savrulur ve uzak tepelerdeki kayaların ardına kaçmak zorunda kalır.
    Bazıları kaderin amacını anlayamıyorlar; meydan okumaya kalkıyorlar. İntikam almak uğrunda öldürüp intihar ediyorlar. Onlar ruhlarını sonsuza kadar kahretmeyi seçtiler. Onların ruhsal zekaları sıfırdır.
    İyi olmayı hak eden insanın içindeki kötülük eğiliminin açığa çıkması, gerekirse zorla engellenir. Kaderin bileğini bükemeyiz. Anlamak yerine isyan edenler kendi başlarını kırarlar.
    Ruhsal zekası yüksek, yakışıklı bir genç tanırım. Karşı cinse eğilimi kendisini evlilik dışı ilişkilere zorluyor; fiziği bu tuzağa düşüşünü kolaylaştırıyordu. Zayıf yönünü fark eden genç, iradesini kaybetme korkusu içerisinde dua ediyordu.
    Bir sabah cildinin estetiğinin sivilcelere kurban gittiğini gördü. Beş yıl mücadele ettiği bir hastalık, cildini ve psikolojisini mahvetmişti.
    Artık eskisi gibi çekici değildi; güzel bayanlar kendisinden hoşlanmaz olmuşlardı. Kendisi de durumu kabullenmiş; böyle şeyleri düşünmekten kurtulmuştu.
    Şöyle anlatıyor: “Kaderin sırrını ve ilahi hikmeti öğrendim. Tehlikeli bir zaafıma karşı bu şekilde korunduğumu fark ettim. Hastalığımla uğraşmayı terk ettim; asıl düşmanım olan zaafımla mücadeleye giriştim. İlginç şekilde kısa sürede hastalığımdan kurtuldum.”
    Pahalı ayakkabısıyla komşusunu kıskandırmaya çalışan kadının ayak bileği, bastığı çukurda kırıldı. Babasının otosuyla caka satmak için Bağdat caddesinde hız yapan genç kaza yaptı. Herkes, niyetinin karşılığını yaşayacaktır.
    Bu seçimi hep kaybediyorum: Kazansaydım, neyi kötüye kullanabilirdim? Fakirlikten çıkamıyorum: Çıkabilseydim, neleri yanlış yapabilirdim? Sürekli hastayım: İyileşseydim neleri ihmal ederdim? Keşfedin ve asıl onunla savaşın. Geleceğinizi değiştirecek ruhsal zeka budur.
    Uyarıcı Kader Müdahaleleri
    Yaşayacağımız bazı sorunlar Yaratıcımızın uyarıcılarıdır; bizi korumak istemesi nedeniyle vurduğu “şefkat tokatlarıdır.” Hedefe meşru olmayan bir yolla kestirmeden varmaya çalışanlar… temel hedeflerini unutanlar “şefkat tokadı” yiyebilirler.
    “Şefkat tokadı” yerseniz, amacınızdan mahrum kalırsınız, ama telafi etme fırsatına da sahipsiniz: Adam tatil yolculuğunda, doğduğu şehirden geçerken, zaman kaybetmemek için annesini ziyaret etmeyi ihmal ediyor; şehrin çıkışında lastikleri patlıyor. Hatasını anlıyor ve geri dönüp annesini ziyaret ediyor.
    Okul arkadaşı bilmediği konuda yardım ister; aşırı işleri olduğunu uydurarak kabul etmez; oysa uzanıp TV izleyecektir. Gece su kesilir ve evi sular basar. Üşendiği için yardım etmemenin bedeli, uydurduğu gerekçeye uygun bir problem olmuştur.
    Kurtulmanın yolu, uyarıcıyı anlamak ve “ilahi iradenin reddettiği hatayı” düzeltmektir. Ruhsal zekamız “şefkat tokadını” çözümlememize yetmezse, tokat şiddetlenerek felakete dönüşecektir:
    Adamın arabasına çarpıp kayboldular. Sonra evine hırsız girdi. Sonra da dükkanı yandı. Ardından boşandı ve sonra da intihar etti.
    Radikal gazetesinde bir yüzbaşının 1999 yılında yaşadığı dramı okudum. Ailesini şiddetle rencide edecek bir yanlışa girişti. Ukraynalı bir revü kadınıyla birlikte oldu ve onun uğrunda ailesini terk etmeye hazırlandı:
    Önce askeri lojmandan atıldı. Vazgeçmedi, ardından ordudan atıldı. Yine vazgeçmedi, başka musibetler takip etti. Ukrayna’ya gidip o kadınla evlendi. İki ay sonra birlikte Türkiye’ye dönerken, son darbeye takıldı: Trafik kazası geçirdiler ve ikisi de ölümün soğuk yüzüyle yüzleşti.[1]   
    Doğru hedefe yanlış yöntemlerle gidemezsiniz. Ruhsal zekanızla bakarsanız, tüm tarihin ardında, Kaderin Sahibinden gelen uyarıcılar okuyacaksınız.


    [1] Yüzbaşının ailesi böyle bir zulmü hak etseydi; cezası ebedi hayata ertelenebilirdi. Zalimlere zulmün karşılığı ertelenebilir; ama mazlumlara zulmedenlerin cezalandırılmaları yakındır.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    ben,sen,o ve biz,siz,onların birleştiği zaman beni anlarsın...

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • Türkçe

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • dungeon dungeon
  • gece38
  • mansur
  • islamneguzel
  • beyazgulalev
  • malihaber
  • okumaca
  • 1sonsuz3
  • soyumturk
  • karadenizizle
  • yagmur056
  • guzelbirruyagordum
  • turkedogru
  • ziranbula
  • 74ariseverler74
  • turkceciyim42
  • benyaziyorumsiyaset
  • sebiaruss
  • zamanyagmuru
  • sehriramazan
  • koookle
  • desperado38
  • 00gezginciler
  • hayat38
  • adrenalin33
  • yurtseverbirlik

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 6
    | Sonraki Sayfa